Aile içi iletişimde dijital cihaz etkisi araştırıldı
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nden Prof. Dr. Tuncay Dilci'nin 1057 katılımcıyla yürüttüğü araştırma, dijital cihazların aile içi iletişimi zedelediğini ve 'phubbing' davranışının yaygınlaştığını ortaya koydu.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Dilci, dijital bağımlılığın aile ilişkileri üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla 1057 kişinin katılımıyla 'dijitanaliz' adını verdiği bir araştırma gerçekleştirdi. Çalışma, aile bireylerinin bir arada oldukları anlarda akıllı telefonlara yönelmeleri, göz temasından kaçınmaları ve sohbetlere sınırlı katılmaları anlamına gelen 'phubbing' davranışının yaygınlığını gözler önüne serdi. Araştırma bulguları, aynı çatı altında yaşayan bireylerin dijital ekranlar nedeniyle gerçek bir iletişim kurmakta zorlandığını ve birbirinden uzaklaştığını net bir şekilde ortaya koydu.
Haberler.com'da yayınlanan habere göre, SCÜ Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi ve Dijital Bağımlılıkla Mücadele Derneği Başkanı olan Prof. Dr. Dilci, araştırmanın sonuçlarını değerlendirdi. Dilci, 'Phubbing tehlikesi büyüyor. Yeni bir lüks yaşantımıza girdi. Bu lüks nedir diye soracak olursak, aile içerisindeki iletişim esnasında dikkat erişiminin kısıtlanması ve dikkat erişimine istediğimiz zaman ulaşamamamız kaynaklı birtakım iletişim sorunlarının ve tatminsiz ilişkilerin ve doyumsuz davranış kodlarının oluşmasına sebebiyet vermektedir. 1050 kişi üzerinde yaptığımız çalışmaların verilerine göre aile bireyleri özellikle sosyal izolasyon geliştiriyor, aile içerisinde kendisini yabancılaştırıyor. Hem de dışarıya karşı da bir kapalılık söz konusudur. Dijitalin getirmiş olduğu çevredeki eylem ve fiillere karşı bir duyarsızlaşma olduğunu gözlemliyoruz. Aile içi dikkatin bölünmesinden kaynaklı sorunların da hayatımıza hızla girdiğini görmekteyiz ki bu sorunların başında tatminsiz ilişkilerin getirmiş olduğu aile içi çatırdamalar, bölünmeler ve yine ailede boşanmalara kadar varabilen, iletişim kazalarının olması ve birbirini anlayamamanın getirmiş olduğu sürekli dopamin endeksli dijital ekran temas süresinin artmasıyla beraber aile içi iletişim zedeleniyor. Katılımcıların yüzde 37,8'inde yüksek düzeyde sosyal izolasyon ve dijital odaklanma göstergeleri, yüzde 54'ünde ise orta düzeyde temas göstergeleri belirlendi. Kadın katılımcıların yüzde 41,3'ünde, erkek katılımcıların ise yüzde 34,2'sinde iletişim sırasında dijital cihaza yönelme veya iletişimin ekranla bölünmesi tespit edildi. Bu bulgular, aynı evde yaşamalarına rağmen aile bireylerinin gerçek bir iletişim temelinde birbiriyle anlaşamadıklarını ve temas kuramadıklarını net bir şekilde gösteriyor. İletişimsizlik oranının yüzde 40'lara yaklaşması, toplumumuzun bekası ve aile birlikteliği adına ciddi bir gelecek sorunu oluşturmaktadır' ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Dilci, nitelikli dinlemenin sekteye uğramasıyla oluşan bu olumsuzluğun giderilmesi için ailelere yönelik önerilerde de bulundu. Dilci, 'Özellikle ailelerimize yemekte 'telefonsuz yemek' toplantıları şeklinde yaşamlarını kurgulamaları ve yine telefonu bırakarak karşıdaki kişiyi yüz yüze, göz göze, yakın temasla gerçek anlamda dinlendiğini hissettirmelidir. Buna göre de geri bildirimlerin verilmesi gerekir. Rol model olarak ailelerimizin yine doğru rol model olması ve çocukların da bundan etkilenmemesi adına eğer çocuklarımız, eşlerimiz ya da aile fertleri bizimle iletişim kurmak istiyorsa o an dijital nesneyi bırakıp gerçek anlamda yüzümüzü dönerek, onun göz seviyesiyle temasını sağlayarak orada gerçek dinleme eylemi veya fiilini gerçekleştirmemiz gerekir' diyerek, ebeveynlerin çocuklarına örnek olmaları gerektiğine vurgu yaptı.
TürkAta Haber Ajansı
Sosyal Hizmetler Haber